Makaleler
Allah’ın Sonsuz Varlığı ve İnsan Özgürlüğü
Ana Konuya Girmek için Bir Giriş: Ayet’el-Kürsi Tefsiri:
Bu ayet, Allah’ın özgün varlığı olan ilmini anlatır; kader de ilim nev’indendir.
İşte Kur’an’ın bu ontolojik ayetini anlamak için şu beş bilgi notunu önceden bilmek gerektir:
1) Varlık soyutuyla somutuyla sonsuzdur. Dolayısıyla yokluk diye bir şey yoktur.
2) Asıl varlık, bilim adamlarının soyut datalar ve yazılım diye dile getirdiği bilgidir.
3) Allah kelimesinin belirsiz hali olan İlah kelimesinin etimolojisi, Soyut ve Sonsuz olduğu için yalnızca kendisine tapılan demektir. La İlahe İllallah, sadece sonsuz olana tapılır manasına gelir. Uluhiyet tevhidini bildirir. Allah kelimesi, belirlilik edatı (Lam-ı tarif) alan halidir. Demek Allah soyut boyuta bakar, Rahman somut boyuta bakar, Rahim ise aradaki varlıklara bakar. Üçü de birdir. O’nun Ehad (çok birlik sahibi) ismi ise, her yerde bulunduğunun ve her şeyde göründüğünün ifadesidir. Evet, sınırlı varlıklar, sınırlı olmaları ile beraber sonsuzluğu gösterirler. Çünkü ancak sonsuz bir enerji, yazılım ve gelişme süreci ile var olabilirler.
4) Bu ayette geçen Hayy ve Kayyum (Diri ve Ayakta Tutan) isimleri, bütün biyolojik ve fizik varlıklardır. Evet, Allah’ın isimleri kâinattaki hakikatlerdir. Bu hakikatler Allah’ın sonsuz soyut varlığının devamıdırlar. İsim-müsemma birdirler. Bir görüşe göre bu varlıklar, süreç ve sistem olarak sonsuzdurlar; diğer bir görüşe göre fizik olarak da sonsuzdurlar. Birçok kâinat var ve birçok Big Bang olmuştur, diyen görüşe göre. Demek Arapça ve İbranice olarak kullandığımız sözcükler, Allah’ın isimleri değil de O’nun gerçek isimlerinin isimleridirler. (İbn Arabi, Ansiklopedi)
5) Ayette geçen Allah Kürsüsü, kadim tefsirlerde Allah’ın ilmi diye geçiyor. Kralın, üzerinden devleti yönettiği Taht demek olan Arş ise, Allah’ın kudreti (gücü) diye tefsir edilir. “Rahman (somut varlığı da olan) Allah arşa istiva etti.” ayeti, Allah somut tecellisiyle, bütün varlık ve kâinata egemen oldu, manasındadır.
Ben merak ediyordum: Allah gücüyle her şeyi kuşatmış yönetiyor. Neden Arşı gökleri ve yeri kuşatmış denmiyor da Kürsüsü gökleri ve yeri kuşatmış deniyor? Sonra asıl varlığın ilim ve yazılım olduğunu ve her şeyi kuşattığını öğrenince bu ayetin önemli asıl bir nüktesini bilmiş oldum.
Pedi, Ansiklopedi ve Okyanus
Birçok tıp doktoruna: Ortopedi, pediatri ve ansiklopedi kelimelerinde geçen pedi ne demektir? Ve neden aynı kelime üç ayrı manada kullanılmıştır? Diye sordum ve hiçbir cevap alamadım. İşte bu sorunun cevabı şudur:
Pedi, Latincede ayak demektir. Fakat bu üç kelime de ikinci bir manada, temel manasında kullanılmıştır. Çünkü ayak bedenin temelidir. İşte buna göre ortopedi kelimesindeki pedi, kemikler manasındadır: Çünkü kemikler bünyenin temeli ve dayanağıdır. Orto veya ordu yine Latince bir kelime olup düzenleyici veya düzen demektir. Buna göre ortopedi kemikleri düzenleyen tıp dalı manasındadır.
Adem ve Evrim
[Bu söyleşi Nokta dergisi tarafından yapıldı.
Fakat bazı çevreler, yayınlanmasına izin vermediler.]
Kitaplarınızda okuduğum kadarıyla siz evrime inanıyor ve dinle bağdaştırıyorsunuz?
Evet. Tekâmül (Evrim) görüşü, türlerin yaratılması inancına aykırı değildir. Bugün evrim artık nazariye olmaktan çıkmıştır. Dinî kitaplara aykırı da değildir, bilimsel bir meseledir. Ben 200‟e yakın fennî ve dinî delil gösterebilirim. Bilakis böylece Allah sisteminin ekonomik işleyişini, sanatını ve gücünü gösterir. Kâinat mana üretmek için yaratılmış; bu da ancak evrim fiiliyle mümkündür. Evrim hiçbir şeyin birden bire olmaması demektir. Hayatın en büyük karakteri yavaş yavaş olmasıdır. Yaratılıştaki evrime dikkat edersek, bunun bir plan ve program olduğunu anlarız. Mesela, benim avucumda bir yumurta, kırk sene kalsa civciv olamaz. Fakat Allah‟ın bir avucu olan ekolojik ortamda saniyede kırk milyon civciv çıkıyor. Hocalar ikisini birbirine karıştırmamalı.
Allah’a Yakınlık, Velayet 2
Varoluş veya yaradılış denilen, gayet geniş, zorunlu bir yolculuk yani gelişme ve kemalata doğru ilerleme isteği, canlı-cansız bütün varlıkların en birinci özelliği ve niteliğidir. Bu özellik ve nitelik, bir şeyi var kılan enerji, yazılım ve gelişim denilen üçlü sacayağının üçüncü ayağı da sayılsa; varlığı amaçlı ve anlamlı kılan olarak birinci sırada gelir.
Birçok makalemde ontolojik yönüyle varlığı ve yaradılış sürecini çok detaylı olarak
anlattığımdan, tekrar olmasın diye bu yazıda sadece bu gelişme yolculuğunun yapısını,
özelliklerini ve engellerini kısa notlar halinde yazacağız. Belki bu notlar bu yolculukta bize küçük bir harita olur.
Bu üçlü sacayağının birincisi olan enerji, ham bir malzemedir. Bu malzemenin nesne ve eşya olması için bütün kâinatı kuşatan, her şeyin diğer her şey ile ilişkisini sibernetik olarak dengeleyen bir bilgi lazımdır. Bilgi ise soyuttur. Demek nesnel veya kişisel varlığı oluşturan, sonsuz bir bilgiyle gerçekleşen yazılımdır. Bizi biz kılan, bedenimizi ve enerjimizi araç olarak kullanan kişiliğimiz ve ruhumuz bu yazılım gerçeğinden başka bir şey değildir.
Kelime ve Logos veya Varlık ve Bilinç
Bilinmesi bizim için hayatî bir mesele olan ve diğer adı hayat ve biyoloji olan bu gerçeğin izahına çok eskiden beri çalışılmıştır. İnsanlık Âdemiyet zamanından bugüne yani soyut kavramları bildiği dönemden beri bu konuda kafa yormuştur. Eski Sümer ve Mısırın mitolojik metinlerinden açıkça anlaşılıyor ki; onlar kâinatın bir bilinç tarafından yönetildiğini yani onu işleten bir ruh ve mantığın var olduğunu biliyorlardı. Fakat eski insanlar, genellikle pagan oldukları için bu ruh ve mantığı birbirinden farklı ve kopuk değişik isimler ile ifade ediyordu.
Semavi dinleri saymazsak; bu hakikatin üniversal ve külli olarak ifade edilişini ilk olarak eski Yunan filozoflarında görüyoruz. Bunların başında Heraklitos (M.Ö. 475) gelir. Yunan düşüncesinin belkemiği olan Aristo ise, kendisinden evvel gelen filozofların birçok görüşünü eleştirmek ile beraber, bu logos kavramına, akl-ı evvel veya eşyaya form (suret) veren ilke demiştir; Ruh isimli kitabından anlaşıldığı gibi.. Aristo ayrıca insanı kâinatın bir modeli ve zirvesi olarak gördüğünden dil ve aklın sağlıklı çalışması için mantık ilmini ilk olarak o kaleme almıştır..
Kürt Açılımı Üzerine Siyasî Düşünce Notları
Bu meseleyi bütün boyutları ile bilmek için; dünyanın siyasi ve ekonomik yapısını 1700’lerden ele alıp dersler çıkarmak ve meselenin sosyolojik arka planını görmek gerekir. Çünkü bu soruna günlük siyasî sorun olarak bakarsanız ne sorunun sebepleri anlaşılır ne de gerçek bir çare bulunur.
İşte ilk önce etnik milliyetçilik, ulusal milliyetçilik ile dinî ve ekonomik bloklar milliyetçiliğini kelime bazında bir miktar açalım, sonra bunların dünyadaki gelişimini ve Osmanlı dünyasındaki geçmişlerini görelim.
Sevan Nişanyan'a Cevap - 2 Zülkarneyn
Sevan Nişanyan sürekli olarak İslam Dininin temel kaynağı olan Kur’ana saldırıyor. Bunu aydınlanmak için yaptığını söylüyorsa da; yazılarında her zaman ve açıkça bütün inananlara, özellikle Müslümanlara hakaret ederek Kur’anın hurafe ve çalıntı olduğunu iddia ediyor. En son saldırısını da Zülkarneyn kıssası üzerinden yapıyor. İşte iddiaları:
1) Kehf suresinde geçen Zülkarneyn kıssası, bir Süryani menkıbeden uyarlanmadır. Bu sure, bütün tefsirlerde bildirildiği gibi 622’den önce Mekke’de değil de, Medine döneminde yazılmıştır. Çünkü bu kıssa, 629’da bir Süryani tarafından yazılmıştır.