top of page
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah SoundCloud'a Simge
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Black Twitter Icon
  • Black Facebook Icon

Makaleler

Araf Suresinin 11. Ayeti

[Yaratılışla ilgili iki makalemde geçen bir rakam tashihinden dolayı yazılmıştır. O
makalelerimde delil olarak kullanılan yaratılış ile ilgili âyet 7/7. âyet değil de 7/11 olacak. Makaleleri okuyanlardan bunun böyle tashih edilmesini rica ederim... Bu münasebetle bu 7/11. âyet ile ilgili bir sır anlaşılmış, fikren ve hissen benimle mutabık olan arkadaşlarıma yazıyorum. Çünkü işaretler çok latif ve ince olduğu için, herkes anlamayabilir; anlamadığı için de sû-i zanna girebilir.]


“Kat’i olarak bilin ki, Biz sizi yarattık, sonra size suret verdik... Sonra meleklere “Âdem için secde edin” dedik... Hepsi secde ettiler, İblis hariç... O, secde edenlerden olmadı...”
 

Bu ayetin biyolojik, ontolojik (varlıkbilim), sosyolojik ve gaybî (ruhi) olmak üzere dört
boyutlu bir manası var.

Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı-1

Bizim bu önemli kavramı bilmemiz için, önce Arap-İslam tarihi içindeki kullanımını; ikinci olarak bilimsel kavramların teşekkül beşiği olan Yunan kültüründeki kullanımını; üçüncü olarak içinde yaklaşık 390 (13’ün 30 katı) sefer bu kelimenin türevlerinin geçtiği Kitab-ı Mukaddesin bu kavramı direkt ve endirekt izah eden ayetlerinin yorumunu bilmemiz gerekir. Bu kavramın Sümer, Mısır ve Babil medeniyetlerindeki kullanımını ayrıca öğrenmemize gerek yoktur. Çünkü bugün itibarı ile altı bin yıl önceki o dillerin etimolojisini çözemiyoruz. Ayrıca o dillerdeki kavramlar, zaten tamamen Kitab-ı Mukaddes okyanusuna dökülmüştür.


İşte birinci aşamadan başlıyoruz. Bu konudaki Arap ve İslam kültürünün bütün kaynaklarını kullanmak bu yazının hacmini aşar. Onun için bu kaynaklar içinde en ciddisi sayılan İbn Manzur’un Lisan’ül-Arab Lügatini esas alacağız. Alıntılara geçmeden önce kelimelerin tarihçesinin mahiyetini ve etimolojisini bilmek ve anlamak için şu tesbiti kaydedelim; şöyle ki:


İnsanlık tarihi, insan bireyinin 90 yıllık ömrünün genişçe bir benzeridir. İnsan bireyi başlangıçta çocuk olduğu gibi; insanların ilk nesilleri de beyin olarak bir eksikleri olmadığı halde algı ve öğrenme noktasında çocukluk (tufuliyet) dönemini yaşamışlardır.


Bilindiği gibi çocuk önce soyut kavramlar yerine somut eşyanın isimlerini öğrenir. Demek bir kavramın ilk kökünü bilmemiz için onun soyut ve ilmi kullanımları yerine en başta bedeviler içinde o kelimenin hangi somut nesneye isim olarak verildiğini görmemiz gerekir.

Toplum Olarak Neden Bu Kadar Rahatsızız

Dış sebep olarak onlarcasını sayabiliriz. Fakat bu rahatsızlığın temel üç nedeni var. Biz bir teşhis ve tedavi hükmünde olan bu yazıda önce zahiri dış sebepleri sıralayacağız. Sonra bu rahatsızlığın ve bu dış sebeplerin temel üç nedenini analiz edeceğiz. Daha sonra bütün bunların çözüm yol ve yöntemleri olarak arada ve sonda beş-on pasajı kaleme alacağız. İşte:


Seksen altı milyon insanımız, açlık sınırı altında geçiniyor. Toplumun yarısından fazlası hiçbir ekonomik üretimi yok. Poliste 12.688 kişi kriminal olarak takip ediliyor. Savcılıkta tam 500 bin dosya takiptedir. Üç yüz bin mahkûmumuz var. Tam kırk milyon öldürücü silah var. Bunun otuz altı milyonu ruhsatsız. Toplumun yarısı uyuşturucu kullanıyor. Mersin dünyada uyuşturucu trafiğinde en birinci yer olabiliyor. Yılda yaklaşık kırk ton uyuşturucu geliyor. Ve şimdiye kadar hiç kimse hapse girmedi. Geçim yetersizliğinden ve kocalarını aldatmaktan, dünyada kadın cinayetlerinde birinciyiz. Gençliğimizin yüzde otuzu deist ve ateist oldu. Bu ise bir Müslüman için hiçbir sosyal ve ailevi değeri tanımamak, mutlak olarak sefil veya anarşist olmak manasına gelir. Vesaire…

Kuran’da Dağlar Deprem Konusu

Bu konudan, Bahaeddin Sağlam Bey’in geçen hafta Academia’da yayınlamış olduğu ‘Bilim ve Din Çelişmezler’ adlı makalesini okurken haberdar oldum.


Makale Linki: https://www.academia.edu/37866524/Bilim_ve_Din_Çelişmezler

 

Prof. Celal Şengör’ün dağlar ve deprem konusunda Kur’an’da geçen bazı ayetlerde bilimsel çelişki olduğu iddiasına cevaben yazılmış olan bir bölüm vardı. (Bkz. Syf. 3-4, iddia 10). Mevzuyu daha iyi anlayabilmek ve kafamda mutmain bir cevap oluşturabilmek adına konu hakkındaki iddiaları ve cevapları daha detaylı taradım ve araştırdım. Bu yazıda da genel bir çerçeve çizip konu hakkında oluşturmaya gayret ettiğim anlayışımı ortaya koymaya çalışacağım…

Ruh ve Maneviyat İspatı

Yaklaşık 20 yıldır, Risalelerin bölüm numaralarının tesadüfen seçilmediğini, hemen hemen hepsi de sayısal sembolizm bilgilerine mutabık olduğunu görmüştüm. Mesela 10. Söz haşir bahsini, 10. Mektup haşir meydanını, 10. Lem’a haşir meydanındaki manevi cezaları anlatır.


19. Söz, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) risaletini, 19. Mektup Onun velayetini, 19. Lem’a Onun beşeriyetindeki istikametini anlatır.


Ve mesela 27. Söz içtimaiyatı, 27. Mektup Lahikaları, (yani sosyal hayattaki icraatı) işler. 27. Lem’a o gün için siyasi olan, bugün için içtimai olan mahkemedeki müdafaaları anlatır.


Diğer Risaleleri bunlara kıyas edebilirsiniz. Özellikle 8, 18, 28 numaralı Risalelerin metafizik ve manevi kerametlere tahsis edildiğinin farkına varmıştım.
İşte bu cetvele göre, 28. Söz, Cennet ve Cennetteki dağı taşı dahi canlı yapacak olan bilinçten ve oradaki ruhani ve hurilerden söz ederken, 28. Lem’a, kerametlerden, ruhani seyr u sülükten, kâinatın hayvanlar, canlılar ve cinler gibi yüksek bilinç taşıyan değerlerinden söz ediyor.


Konumuz olan bu 28. Mektubun sekiz meselesi dahi konuları ile, cümleleri ile, hatta kelimeleri ile, maneviyatı, ruhani ve latif icraat ve duyguları anlatır; özellikle özel ve ruhani bir müdahale şekli olan inayetlerden söz ediyor.


Biz burada sadece cümle ve kelimelerin bu minvaldeki manalarını açacağız. Konunun bütünlüğünün anlaşılmasını ve kâinat çapında ne kadar harika bir düzenin olduğunun anlaşılmasını sizlere bırakıyoruz.

Dil Çalıştayı İçin

Davet mektubunu sizler hazırlarsınız. Çünkü cemaati sizler tanıyorsunuz. Ben sadece bir gözlemci olarak, Cemaatin dil eksikliğinden dolayı nerelerde kayıplar yaşadığını, kısa notlar ile yazacağım. Siz ağabeylerim, işin sosyolojik çerçevesini çizersiniz.


1) Malumunuz Risalelerin dili Osmanlıcadır. Osmanlıca ise, ciddi bir şekilde Arapça ve Farsçaya dayanır. Dolayısıyla iptidai seviyede dahi olsa bu iki dili ve Osmanlıca dil mantığını bilmeyen, Risale hususunda söz sahibi olamaz. Evet, istifade eder, hidayete erer; normal bir Müslüman olur. Fakat ahir zamanın fitnesine karşı cihatta her zaman mağlup olabilir.


2) Risalede kullanılan ibarelerin metin ile ilişkilerini bilmek… Risalelerin paragraf ve nükte ve noktalarının birbiriyle ilişkisini bilmek, bu nüktelerin ve noktaların birbirinden farkını anlamak gibi nazm-ı maani denilen sisteme alışmak gerek. Bu nazm-ı maani meselesi, Kur’anın da, onun bir tefsiri olan Risalelerin de özel ve derin bir yöntem ve dil yapısıdır.


Dolayısıyla her okuyan bakmalı; seviyesine göre düşünmeli: Acaba bu mana bağlantılarını bilmiş miyim, bilememiş miyim?


3) Dört beş yayınevi lügatçeli külliyat çıkardı. Bu beş çalışmadan anlaşılıyor ki; işin başında olan hocalar –veya hoca geçinenler- dahi Risale-i Nurun kelimelerini (özellikle anahtar kavramlarını) bilmiyorlar. Bu konuda Küçük Sözler bazında iki rapor gönderiyorum. Latincenin felaketinden dolayı Arapçadaki üç (S) veya üç (Ha)’nın farkının çoğunlukla bilinmediğini göreceksiniz.


Ayrıca kelimeler, sarf kalıplarına girince mana değişiyor. Demek en azından, kelimelerin kök harfleri ve kalıplarının farkı bilinmeli.

İttihad Terakki ve Kemalistler

İttihad Terakki ismi, bugünkü manasıyla birlik ve kalkınma demektir. Bu Cemiyet, 1400 yıllık İslamî birikim yanında 1000 yıllık Türk birikimine sahip, bilgili edip ve siyasilerden oluşuyordu. Ayrıca modern asrı ve Avrupa’da olan-biten her şeyi çok iyi biliyorlardı. Cemiyetin tek bir aşkı vardı: Modern bir Osmanlı veya İslam Birliğini kurmak ve korumak; Türklerin himayesinde modern bir medeniyeti insanlığa yaşatmaktı. Onların Türklerden başka diğer etnik gruplara karşı siyasetleri ise şöyle idi: Her millet dil ve geleneklerinde, yerel özelliklerinde hür olacak. Fakat Osmanlı merkezi idaresine bağlı kalmalı..

bahaeddin sağlam

Konuşma daveti ve medya başvuruları için, lütfen iletişime geçiniz

+90 533 163 09 12

İstanbul | Türkiye

© 2024  Tüm hakları saklıdır.

  • Bahaeddin Saglam YouTube
  • Bahaeddin Saglam SoundCloud
  • Bahaeddin Saglam LinkedIn
  • Bahaeddin Saglam Twitter
  • Bahaeddin Saglam Facebook
bottom of page