top of page
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Spotify
  • Siyah SoundCloud'a Simge
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Black Twitter Icon
  • Black Facebook Icon

Makaleler

Lokman Suresi

[Mekke’de (dinî düzenin olmadığı zaman) nazil olmuştur. 34 ayettir.]


Sadece Tıp Açısından Tefsiri
(Psikiyatrist Dr. Zekeriya, Dr. Ali, Dr. Kâzım için…)


(Ayet 1) “Elif, Lam, Mim”


Muteber kadim tefsirlerde ve Kur’an’ın Evrenselliği adlı tefsirimde bu kutsal, kesik harfler için dil, belağat ve gaybî sırlar yönünden onlarca mana yazılmıştır. Biz işi onlara havale edip sadece 3–4 özelliğine işaret edeceğiz:


a) Soyut değerlerin ifadesidir.
b) Kültür ve eğitim araçlarıdırlar.
c) İnanç ve kutsal kavramların adıdırlar.

 

Ayrıca Elif Allah, sonsuzluk, başlangıç, varlığın kendisi gibi gerçeklerin sembolüdür. Lam gaye, içinlik, fayda ve hikmetin baş aktörüdür. Lehu ve Lillah gibi ifadelerin, manen öznel harfidir. Mim somut, maddi ve önemli varlık kategorilerinin şifresidir. Sayısal ve şifresel değerleri kısa olarak 71’dir. Açılım olarak 282 eder. İslam ümmetinin maneviyat ehli olan Âl-i Beytçe bu harflerin bu tarihe kadar bilindiğine işarettir. Ve ayrıca elif, ilim ve bilinci; mim, kudret ve maddeyi; lam, ortada ve hedefte irade ve gelişmeyi gösterir.

Hutbe-i Şamiye'nin Arapçasının Tercümesi

“Devaül- Ye’s: Umutsuzluğun İlacı”


Bismillahirrahmanirrahim


Bütün canlıların takdim ettikleri tebrikler ve senalar “Allah’ın rahmetinden umudunuzu
kesmeyin!”
diyen Allah’a aittir.


Salât, “Mekarim-i ahlakı (güzel ahlakı) tamamlamak için geldim.” diyen Muhammed’in üzerine olsun.


Hamd ve salâvattan sonra: Ey Arab Kardeşlerim! Sizi irşad etmek için bu hutbe makamına çıkmadım. Çünkü bu haddimin üstünde bir şeydir. Tam aksine benim sizinle olan misalim, okula giden sonra akşamleyin babasına dönen ve dersini babasına arz eden bir çocuk misali gibidir. Evet, biz Kürtler, size nisbeten çocuklarız; siz ise bizim üstadlarımızsınız.


Sonra ben bu zamanımızdan öğrendim ki: Ecnebilerin istikbale doğru kalkınmada uçmaları ile beraber bizi Ortaçağlarda durduran altı hastalıktır. Bunlar, umutsuzluğun hayat bulması, doğruluğun ölmesi, adavete muhabbet, nuranî rabıtayı (bağları) bilmemek, her tabakaya sirayet eden çeşit çeşit istibdat, himmet ve alakadarlığın şahsî menfaate hasredilmesidir..


İşte ben, tedavi için esas olan altı kelimeyi (prensibi) size söylüyorum.

Varlık ve Hayat Hakikattir

Aslında böyle bir başlık ve böyle bir cümleye ihtiyaç olmamalı. Çünkü insanlık düşünce tarihi içindeki büyük ve bilge düşünürlerin büyük çoğunluğu, Varlık ve varoluş saf iyiliktir, mealindeki cümleyi kendileri için temel bir ilke olarak kabul etmişlerdir. Fakat hayatın içinde göreceli de olsa var olan kötülük, antik tarihten beri bazı düşünürleri yormuştur. Bunlar çağına göre de değişik isimler almışlardır: Sofestaîler, abesiyyun, absürtçüler ve nihilistler gibi.. 

Bu eski sorun ile beraber çağımızda materyalist düşünce tarzı ve argümanları egemen olduğundan ve 80’li yıllardan sonra iletişim ağının israfı yüzünden bilgi kirliliği had safhaya ulaş-tığından, nerede ise insanların çoğu artık hayatı anlamsız ve acı olarak hissediyor. Tarih boyunca realitenin, anlamın, iyilik ve güzelliğin iki önemli şahidi olan din ve sanat, artık fonksiyonlarını icra edemiyor. 

Dinler, fen ilimlerinin etkin olduğu son 300 yıldır, bilim ve hakikat algısı alanındaki etkinliğini kaybetmiştir. Çünkü dinin temel kutsal kitapları, hermenötik (yorum isteyen) literatür olduğundan ve başta Kilise olmak üzere dinî kurumlar, yoruma karşı geldiğinden dinî metinler birçok konuda bilimsel verilerle çatışıyor durumdadır. Dolayısıyla hakikat algısı alanındaki egemenliğini kaybediyorlar. 

Süleyman’ın İlim ve Medeniyetinin Üstünlüğü

Kur’anda; Davud Din Devleti, Süleyman İslam Saltanatı demektir. Bunların bütün güç ve üstünlükleri ilme dayanır. Yani bunlar maddeye ve kaba güce dayanmıyorlar. Yahudilikte de bu iki kavram gerçek olarak böyledir. Fakat Yahudi geleneğinde bunlar peygamber değil de, kral olduklarından, ikisi de sonunda büyük günah işlerler. İşte size Kur’anın Süleyman ve Davudu:


“Biz gerçek bir şekilde Davud ve Süleymana ilim verdik. Onlar: Bizi ilimle birçok mümin kullarından ayrıcalıklı kıldı, diye Allah’a hamd ediyoruz, dediler: Bütün yönleriyle O’nun kemalatını gösterdiler.” (27/15)


“Süleyman Davuda varis oldu. Ve “Ey insanlar bize uçuş mantığı öğretildi. Birçok imkân bize verildi. Bu çok açık bir üstünlüktür.” (27/16)


“Süleyman için, cinlerden, (gizli güçler veya deniz güçleri) insanlardan, (kara güçleri) ve kuşlardan (hava güçleri) oluşan ordusu, hazır olup hep beraber çıktılar.” (27/17)


“Karınca gibi sosyalistçe çalışan bir topluma rast geldiklerinde kraliçe karınca: Ey
karıncalar, yerlerinize giriniz, Süleyman ve askerleri bilmeden sizi ezmesin! dedi.”(27/18)


“Süleyman o kraliçe karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti.” (Bu işçi milleti gücümüzün ilimden geldiğini bilmiyorlar. Bizi yıkıcı zorba bir sultan sanıyorlar, dedi.)


“Ve ya Rabbi bana ve ebeveynime verdiğin bu ilmî nimetten dolayı bana şükretme imkânını ver. Senin razı olacağın yararlı işleri bana nasip et. Beni rahmet ve başarınla salih (yararlı) kullarından kıl.” (27/19)


“Ve Süleyman kuşları (hava kuvvetlerini) yitirdi. Neden Hüdhüdü (yıkıcı bombardıman
gücünü) göremiyorum. Yoksa kayıp olanlardan mı oldu.” (27/20)

Araf Suresinin 11. Ayeti

[Yaratılışla ilgili iki makalemde geçen bir rakam tashihinden dolayı yazılmıştır. O
makalelerimde delil olarak kullanılan yaratılış ile ilgili âyet 7/7. âyet değil de 7/11 olacak. Makaleleri okuyanlardan bunun böyle tashih edilmesini rica ederim... Bu münasebetle bu 7/11. âyet ile ilgili bir sır anlaşılmış, fikren ve hissen benimle mutabık olan arkadaşlarıma yazıyorum. Çünkü işaretler çok latif ve ince olduğu için, herkes anlamayabilir; anlamadığı için de sû-i zanna girebilir.]


“Kat’i olarak bilin ki, Biz sizi yarattık, sonra size suret verdik... Sonra meleklere “Âdem için secde edin” dedik... Hepsi secde ettiler, İblis hariç... O, secde edenlerden olmadı...”
 

Bu ayetin biyolojik, ontolojik (varlıkbilim), sosyolojik ve gaybî (ruhi) olmak üzere dört
boyutlu bir manası var.

Kitab-ı Mukaddes’te Hikmet Kavramı-1

Bizim bu önemli kavramı bilmemiz için, önce Arap-İslam tarihi içindeki kullanımını; ikinci olarak bilimsel kavramların teşekkül beşiği olan Yunan kültüründeki kullanımını; üçüncü olarak içinde yaklaşık 390 (13’ün 30 katı) sefer bu kelimenin türevlerinin geçtiği Kitab-ı Mukaddesin bu kavramı direkt ve endirekt izah eden ayetlerinin yorumunu bilmemiz gerekir. Bu kavramın Sümer, Mısır ve Babil medeniyetlerindeki kullanımını ayrıca öğrenmemize gerek yoktur. Çünkü bugün itibarı ile altı bin yıl önceki o dillerin etimolojisini çözemiyoruz. Ayrıca o dillerdeki kavramlar, zaten tamamen Kitab-ı Mukaddes okyanusuna dökülmüştür.


İşte birinci aşamadan başlıyoruz. Bu konudaki Arap ve İslam kültürünün bütün kaynaklarını kullanmak bu yazının hacmini aşar. Onun için bu kaynaklar içinde en ciddisi sayılan İbn Manzur’un Lisan’ül-Arab Lügatini esas alacağız. Alıntılara geçmeden önce kelimelerin tarihçesinin mahiyetini ve etimolojisini bilmek ve anlamak için şu tesbiti kaydedelim; şöyle ki:


İnsanlık tarihi, insan bireyinin 90 yıllık ömrünün genişçe bir benzeridir. İnsan bireyi başlangıçta çocuk olduğu gibi; insanların ilk nesilleri de beyin olarak bir eksikleri olmadığı halde algı ve öğrenme noktasında çocukluk (tufuliyet) dönemini yaşamışlardır.


Bilindiği gibi çocuk önce soyut kavramlar yerine somut eşyanın isimlerini öğrenir. Demek bir kavramın ilk kökünü bilmemiz için onun soyut ve ilmi kullanımları yerine en başta bedeviler içinde o kelimenin hangi somut nesneye isim olarak verildiğini görmemiz gerekir.

Toplum Olarak Neden Bu Kadar Rahatsızız

Dış sebep olarak onlarcasını sayabiliriz. Fakat bu rahatsızlığın temel üç nedeni var. Biz bir teşhis ve tedavi hükmünde olan bu yazıda önce zahiri dış sebepleri sıralayacağız. Sonra bu rahatsızlığın ve bu dış sebeplerin temel üç nedenini analiz edeceğiz. Daha sonra bütün bunların çözüm yol ve yöntemleri olarak arada ve sonda beş-on pasajı kaleme alacağız. İşte:


Seksen altı milyon insanımız, açlık sınırı altında geçiniyor. Toplumun yarısından fazlası hiçbir ekonomik üretimi yok. Poliste 12.688 kişi kriminal olarak takip ediliyor. Savcılıkta tam 500 bin dosya takiptedir. Üç yüz bin mahkûmumuz var. Tam kırk milyon öldürücü silah var. Bunun otuz altı milyonu ruhsatsız. Toplumun yarısı uyuşturucu kullanıyor. Mersin dünyada uyuşturucu trafiğinde en birinci yer olabiliyor. Yılda yaklaşık kırk ton uyuşturucu geliyor. Ve şimdiye kadar hiç kimse hapse girmedi. Geçim yetersizliğinden ve kocalarını aldatmaktan, dünyada kadın cinayetlerinde birinciyiz. Gençliğimizin yüzde otuzu deist ve ateist oldu. Bu ise bir Müslüman için hiçbir sosyal ve ailevi değeri tanımamak, mutlak olarak sefil veya anarşist olmak manasına gelir. Vesaire…

bahaeddin sağlam

Konuşma daveti ve medya başvuruları için, lütfen iletişime geçiniz

+90 545 362 18 88

İstanbul | Türkiye

© 2026  Tüm hakları saklıdır.

  • Bahaeddin Saglam YouTube
  • Spotify
  • Bahaeddin Saglam SoundCloud
  • Bahaeddin Saglam LinkedIn
  • Bahaeddin Saglam Twitter
  • Bahaeddin Saglam Facebook
bottom of page