top of page
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Siyah SoundCloud'a Simge
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Black Twitter Icon
  • Black Facebook Icon

Makaleler

Kur'an ve Diyalektik

Genel sayımlara göre, Kur’an’ın 40–45. sayfaları, vakıf Kur’anlarına göre, 39–44. sayfalarında yer alan 15 ayetin sadece diyalektik gerçekleri açısından tefsirini yazacağız. Fakat önce bu diyalektik kavram ile ilgili bir ara not yazmak gerekir, şöyle ki:


Dualite Ari dillerde iki taraflılık, bir şeyin iki ontolojik temel tarafı demektir. Evet, somutlaşmış her nesnenin ve olayın iki zıt boyutu vardır. Bu iki zıt birbiriyle çatışıp gelişince buna “diyalektik” denilir. Eski Arapçada ve Osmanlıcada bu realitenin ismi cem-i ezdat’tır. Bugünkü Arapçada bu gerçeğe tevettür (gerilim) denilir. Çünkü zıtlar gelişmek üzere birbiriyle çatışınca gerilim meydana çıkar; negatif–pozitif elektriğin gerilip ışık olarak görünmesi gibi. Aslında tevettür sözcük olarak Bir olma isteği ve pratiği demektir. Kelimenin kökü olan vitir, bir veya sonu bir olan demektir. Bu 15 ayetin bütün yönleriyle tefsirini yapmak, galiba bir cilt kitap ister. O da bizi çokça gerdirir. Fakat sadece diyalektik yönlerini yazsak, bu bizi bütün gerçeklere ve o sonsuz manalara çıkarabilir.


Bakara Suresi:
Ayet 246:


Musa’dan sonraki İsrail Oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Kendi peygamberlerine: “Bize bir hükümdar gönder; Allah yolunda savaşalım” dediler. Peygamberleri: Size savaş farz kılınsa, belki de savaşmazsınız, dedi. Onlar: Neden Allah yolunda savaşmayalım?! Hâlbuki biz memleketimizden çıkarılmış, çoluk çocuğumuzdan ayrılmışız, dediler. Nitekim savaş onlara farz kılındığında az bir grup hariç çokları yüz çevirdi. Muhakkak Allah, zalimleri çok iyi bilendir.


1) Bu ayette, hemen başta mele’ (meclis, halkın ileri gelenleri) ve Musa (kutsal yasa, şeriat) vurgusu var. Bu da bizi lider ve halka; kutsal yasalar ile beşeri gerçekliklere götürüyor.


2) İkinci olarak; ayetin asıl konusu olan cihad ve mukatele (karşılıklı savaş) kelimesi, dikkatimizi çekiyor. İster beğenelim, ister beğenmeyelim; bu kavram tarihte (şimdi değil) bütün diyalektik süreçlerin motorgücü olmuştur.
 

3) Çokları savaştan kaçtı, dengesizliğe ve zulme sebep oldular. Çok az bir grup kaçmadı. İşte nitelikli azlık ile nicelikli çokluk diyalektiği! Çok az bir grup manasına gelen kalilen kelimesinin sayısal değeri 19x9 dur. Sonra bu gibi sayıların diyalektiğine döneceğiz.

Emir Âlemi ve Maneviyatın Gücü

Emir ve halk kavramı: Yaratma ve yönetme gerçeği


Biz şimdiye kadar ilmî çerçeve içinde kaldık, hâlk kavramı içinde kaldık. Halk kelime olarak şekli, kalıbı belli olan nesne demektir... Avama da halk denilmesi; fikir yapıları belli, çıkabildikleri mesafe belli, açılabildikleri saha belli; dolayısıyla onlara halk denilmiş, yani avama halk denilmiştir. Emir âlemi ise sonsuzluk ifade eder. Maneviyatın ve ilmin sonsuzluğunu, etkinliğini ve derinliğini anlatmak üzere bugün daha çok emir kavramı ve hakikati üzerinde duracağız. Emir kelimesi emîrden gelir.


Hani yetkili ve amir kişi, sonsuz fırsatlara sahiptir, sonsuz açılımlara sahiptir. Derinlemesine sonsuzluğa doğru istediği kadar genişleyebilir. Onun için ona emîr demişler, yönetici manâsında…


Kur’an-ı Kerimde bu kavram, başta yönetim, sonra olağanüstü durum, azap, kıyâmet, ölüm gibi değişik manalara geliyor. Biz bu mânâları incelerken işin esprisini, ortak noktayı bir miktar açmaya çalışacağız. Çünkü bu kavramların hepsinde bu incelik vardır. Ölümde de, kıyamette de, azap manâsına gelen yönüyle dahi bu emir hakikatinde, mâneviyatın etkinliği, sonsuzluğu ve derinliği anlaşılıyor. Meselâ; emir kavramı, Âl-i İmran 128, 154, 159’da açıkça yönetim manâsına gelmiş. Bir kısım müfessir ve meâlciler yönetim mânasına geldiğini bilmedikleri için oradaki emir kavramını iş manâsında anlamışlar. Âyete bakıyorsun; iş ne demek burada, hiçbir şey anlaşılmıyor. Hâlbuki yönetim manâsı verilseydi, bu ayetler net anlaşılmış olurdu. Şuradan hemen bir çağrışım ve çıkarım yapabiliriz. Eğer biz emir âleminde mâneviyatın gücünü yakalayabilirsek, mâneviyatta etkin olabilirsek ilimde ve yönetimde emîr ve amir olmuş oluruz, yönetici olmuş oluruz. Sonsuz imkânlara sahip oluruz, nefes alabiliriz. Yoksa idare edilen mahlûk ve memluk olarak, halk gibi sürü kültürü içinde kalırız.

Varlık, Bilinç ve Sorumluluk

Varlık o kadar derindir ki bütün düşünürler onun öz mahiyetini anlamak için, bütün ömürlerini vermişlerdir. Ve çağımızda birkaç nihilist filozof hariç hep birden, varlık hayr-ı mahzdır yani saf güzellik ve iyiliktir, demişler. Ben 91’de Ahmed-i Hani’yi ziyaret ettim. İçimden, böyle bir dâhi neden mazlum milleti olan Kürtlere bir hizmet etmedi, diye sorarken, birden türbedar, gel sana bir şey okutayım dedi. Gittik, o gün yıkık olan Türbesinin üst eşiğinde şöyle yazıyordu:

Mahza xayré ne dihat jı desté Ahmed * Tewfiqé ji ne dawi Padişah-ı Emced

Yani: Saf iyilik olan var etme Ahmed’in elinden gelmiyordu. Başarı ise Yüce Padişah ona vermedi. Yoksa çok şeyi yapmayı düşünüyordu. Ahmed-i Hani, bu beyitte Sultan Abdulmecid’in de Kürt sorununda ona yardımcı olmadığını dile getiriyor.

Bütün felsefelerin ana konusu olan varlık ile ilgili bu yazıda, varlığın beş temel özelliğini notlar halinde yazacağız. Sonra, insan için gerçek varoluş olan İnsan-ı Kâmil (Tanrı İnsan) olmayı ve sonsuz yaşamayı ve bunların yol ve yöntemini hep beraber incelemeye bakacağız.

Kur'anın Temel Kavramlarından Biri Olan El-Kur'an

Kavram kelimesi, Türkçedeki kavramaktan türetilmiş olup, Arapçadaki mefhum, mana,
mazmun ve tarif kelimelerini içerir. Çünkü bütün bu kelimelerin içerikleri, zihin tarafından kavranılırlar. Mefhum, insanın herhangi bir kelimeden anladığı mana demektir. Mazmun, kelimenin doğrudan veya dolaylı olarak içerdiği mana demektir. Tarif ise, adı konulan özneyi tanıtan cümle veya kelimeler demektir.


Istılahî manada yani mantık ilminde tarif küllîdir. Yani herhangi bir tarifin, tanıtılan özne kavramın içine giren öğeleri cami’ (kapsayıcı) ve girmeyen öğelere mani (engelleyici) olması gerekmektedir. İnsan için “O, düşünen bir canlıdır” ifadesi ve tarifi gibi...

İbrahimin Hakikati - 2

"Biz Yahudiler ve Müslümanlar İbrahim'de birleşiyoruz" (İsrail Cumhurbaşkanı İsaac Herzog)


Peki kimdir İbrahim?


Tevrata göre yüz yetmiş sene yaşayan bir şahsiyettir. (Yine Tevratta Tekvin Kitabına göre normal biyolojik bilinçli insan ömrü yüz yirmi senedir.) Tarih ve Biyoloji bize gösteriyor ki 170 sene yaşayan insan olmamıştır. Nuh'un 950 sene yaşanılan ömrü ise beşeri bireysel ömür değil, dönemsel

bir sürecin ifadesidir. Aşağıdaki kısa yazıya bakınız. Kur'an, İbrahimi Arapların ve Yahudilerin atası olarak gösteriyor. Evet Arap, Yahudi, Süryani ve Arami milletleri üç bin yıldır İslam denilen bu dengeli, barıştırıcı ve  Mitolojik üslupla anlatılan inanç ile kendilerini korumuşlardır. Bir din ve medeniyet tecrübesi olan bu İbrahimî gelenek onları birleştirmiştir..  Kur'an bu İbrahim’in kollektif şahsiyetini İlk Müslüman olarak takdim ediyor. (En'am suresi)


Peki ilk Müslüman ne demek?


Şu demek: İnsanlık vahşetten kurtulup medenileşince ya tam fizikçi veya tam metafizikçi ya tam maddeci veya tam maneviyatçı oluyordu. Belli bir dönem sonra fizik ve metafiziği, madde ve manayi, dünya ve ahireti beraber yaşayan ve  Sümer, Akad ve Mısır medeniyetini bir arada götüren bir dönem yaşadı. İşte İslam bu zıtlar arasında yapılan denge ve barış demektir. Birlik Sahibi ve Sonsuz bir Allah'a iman demektir: (Tevhid) Ve Putperestlikten Kurtuluş Çağına geçiş demektir.


İslam Dini, ahlak ve ibadetler olarak, Kur'anda anlatıldığı üzere  Akad medeniyeti döneminde yaşanılan bu birlik inancının çağdaş versiyonudur. Yeni bir din değildir. (Rum, Hac, Al-i İmran sureleri.)


Evet, Sümer; Akad ve Mısır'da din, tarih, felsefe, bilim ve edebiyat mitolojik dil ile içiçe anlatılırdı. Yunandaki gibi Felsefe ve Tarih Mitolojiden ayrılmamıştı. Nitekim fen bilimleri ve belgeli tarih, ancak 1800’lü yıllarda Yunan ve Roma Felsefesinden ve Mitolojisinden ayrılabildi..


Akadların bir kolu olan Yahudiler, mitolojik üslupla anlatılan ve tamamen metafizik, arketip ve vahiy olan bu literatürü ezberliyorlardı. Onlar Milattan önce yedi yüz yıllarda Babil'e sürgün edilince o literatür kayboldu. Nihayet Üzeyir (Ezra) (AS) sürgün sonrası hepsini vahiy ile yeniden yazdı; Yahudi milleti  bir daha dirilmiş oldu. (Bakara suresi ve Tevrat Ezra kitabı)


Demek Yahudilerde ilk peygamber Üzeyir (AS)’dır. Ve onun için Yahudiler O’na Allah'ın Oğlu dediler. (Tevbe Suresi)


Demek geçen haftalarda size gelen Adem ile ilgili üç yazıda gösterildiği üzere; Adem, şahs-ı manevi ve arketip olduğu gibi NUH da İbrahim de ve Musa da arketip, şahs-ı manevi ve metafizik kişiliklerdir. Tarihi düşünce ve dönemlerin ifadesidirler, tarihi şahsiyetler değiller. Mesela Nuh vahyin ifadesidir, İbrahim tevhid ifadesidir, Musa şeriat ve Yasa demektir. Harun velayet ve maneviyat demektir.


Bu manevi şahsiyetlerin tarihte bireysel kişi olarak yaşadıklarına dair hiçbir arkeolojik veriye ve belgeye rastlanılmamıştır.


Halbuki Üzeyirden sonraki Yahudi peygamberleri tarihte varlar. İslam Dini diyalektiği esas alıp bizi akla ve bilime yönlendiriyor. İslam Dünyası Gazaliden beri bu emri ihmal ettiği için geri kalmıştır ve dinsizliğe tam cevap verememiştir.


Evet maalesef iki bin yedi yüz yıldan fazla süredir insanlığı aydınlatan Tevrat ve iki bin üç yüz yıldan beri insanlığı gerçeğe yönlendiren Aristo felsefesi önemli iki yanılgıya da sebep oldular. Tevrat tarih sanıldı, Yahudi milleti kıblesini şaşırdı. Ve Ortaçağda Kilise dört yüz yıl boyunca bilim ehli ile savaştı.


Ve bu bilim asrında bile İslam Dünyası  Aristo'yu bilim ve Kur'an ile Tevrat'ı tarih sandığından bir türlü aydınlanamıyor.


Eğer bu iki yanılgı kalksa ve fen bilimleri ile belgeli tarih esas alınsa dinin de bilimin de gerçekliği ve anlamı ortaya çıkar. Antisemitizm ve din-bilim kavgası sona erer . Varlığın ve hayatın anlamı ortaya çıkar.


Siz dostlarıma bu hafta İbrahim'in kollektif arketip şahsiyetiyle ilgili iki yazı gönderiyorum.

Haftaya da Tevrat Metinlerinin Günümüze Gelişleri diye uzun bir yazı size gelecek.

Adem; evrim ve Ademiyet ile ilgili yazıları unutmayın. Herkese sonsuz selam ve saygılar.


Önemli Bir Not: Yirmi yıl önce yani Türkiye’de Dinler Arası Diyaloğun yasak olmadığı yıllarda, Yahudi, Hristiyan ve Müslüman kırk elli Tarihçi ve Bilim adamı İbrahim ile ilgili bir sempozyum düzenlediler. Ve hepsi bil-ittifak İbrahim diye tarihte bir şahsiyete rast gelmiş değiliz, hiçbir bilgi ve belge bu konuda bulunmuş değil, diye söylediler.

Adem ve Havva Hakikati

Bundan 14 yıl önce bir kısım sosyal mühendisler, Doğu Perinçek üzerinden M. İlmiye Çığ’ın kalemiyle topluma yönelerek; Din diye bir gerçeklik yokmuş; çünkü İslamiyet, Yahudiliğin kopyasıdır; Yahudilik de Sümer efsanelerinin kopyasıdır, şeklinde propagandaya başladılar.

 

Ben o zaman kırk gün içinde Tevratın mucizevî bir metin olduğunu, başka kaynakların kop-yası olmadığını ispat eden bir kitap yazdım ve yayınladım. Kur’anın da mucizevî bir metin olduğunu, saf vahiy olarak elimizde bulunduğunu gerek bu tarihten önce ve gerek sonraki yıllar içinde altı cilt kitabımla göstermiş oldum. Fakat bu bakış açısını görmek için, elimizdeki bu numune makalede de gösterildiği gibi, Kutsal Kitaplardaki bu tür anlatımların asla tarihî bireysel bilgiler olmadığını, tam aksine evrensel, sosyolojik ve ontolojik bilgiler olduğunu bilmek gerekir.

Kur'anın Mucizeliği

Birincisi: Bir zat internet üzerinden; piramitlerin henüz anlaşılmayan matematiksel yönü vardır. Bu durum piramitlerin insan icadı olmadığı manasına gelmediği gibi; Kur’anın da bazı matematiksel sırlarının bilinmemesi, onun insan sözü olmadığına delil olamaz, diye Kur’anın mucize oluşuna ve Allah’ın kelamı olduğuna itiraz etmiştir.

 

Bunun cevabı gayet kolaydır. Çünkü bu itirazda bulunan kişi, her iki zamanın tarihsel olarak birbirinden farkını ve her iki bilinmezin bilinmezlik yönlerinin birbirinden farklılığını bilmediği gibi; galiba bütüncül değerlendirme yeteneği de yoktur. Onun için buna benzer soruları olanlara bir katkı olarak şu beş maddeyi yazıyor ve sizlere gönderiyorum..

bahaeddin sağlam

Konuşma daveti ve medya başvuruları için, lütfen iletişime geçiniz

+90 533 163 09 12

İstanbul | Türkiye

© 2024  Tüm hakları saklıdır.

  • Bahaeddin Saglam YouTube
  • Bahaeddin Saglam SoundCloud
  • Bahaeddin Saglam LinkedIn
  • Bahaeddin Saglam Twitter
  • Bahaeddin Saglam Facebook
bottom of page