top of page
  • Siyah YouTube Simgesi
  • Spotify
  • Siyah SoundCloud'a Simge
  • Siyah LinkedIn Simge
  • Black Twitter Icon
  • Black Facebook Icon

Sure Tefsirleri

Enfal Suresi

Bismillahirrahmanirrahim


1. Ayet:“Sana mal fazlalıklarını soruyorlar. Vahiy diliyle de ki: Fazlalıklar Allah’ın (sosyal ve doğal sistemin) ve Resulünündür (dini kurumlarınındır.) Sizler mal gibi somut küçük noktaları değil de, Allah gibi sonsuz gerçekleri kaybetmekten sakının. Maddi bir hayat ve gelişme için de toplumsal birliğinizi güçlendirin, onu yararlı ve işlevsel kılın. Allah’a (sonsuz ve fıtrî değerlere) ve onun sosyal elçisi olan dine itaat edin, eğer inanmış iseniz.”


Bu ayetin kelimelerinin açıklaması


“Sana soruyorlar.” Burada sana manasına gelen ke, Hz. Muhammed’in beşeri ve peygamber kişiliğinin ifadesidir. Soruyorlar kelimesi, burada “sorguluyorlar” manasındadır. Özne isteyen fiil olduğu halde, özne belirtilmemiştir. Bütün herkesin bu meseleyi sorguladığına işaret eder.


Enfal, nefil kelimesinin çoğuludur; fazlalıklar demektir. Fazladan ibadetler manasına gelen nafile kelimesi de bu kökten gelir. Burada bu kelime sadece ganimet manasında değildir. Ganimetleri de, artık değerleri de, fazla sermaye birikimlerini de içine alıyor. Çünkü bütün bunlar fazlalıktır. Bu cümlenin mucizeliğine bakın ki; 1400 senedir, bütün insanlık bu mesele üzerinden İslam dinini ve Hz. Muhammed’in samimiyetini sorguluyor; şöyle ki:


Mesela: O gün için bazı sahabeler, ganimetler ve savaşsız ele geçen mallar, neden tamamıyla bize verilmiyor, diye sorgulamışlardı. Ensar ve Muhacirlerden başka diğer dış kabileler, neden onlara fazla veriliyor, diye Hz. Muhammed’i sorguluyorlardı.


Avrupa müsteşrikleri ve Ortaçağ insanları İslam neden vergi ve ganimet alıyor, diye merak uyandırmışlar; insanları İslamdan soğutmaya çalışmışlardır. Sosyalistler, Hz. Muhammed neden artık değere ve sermaye birikimine müsaade etmiştir, diye halen itiraz ediyorlar. İşte bu ve benzeri sorgulamalara karşı Kul (de ki) kelimesi Hz. Muhammed namına der ki;


Evvela: Ben, bu işleri kendimden yapmıyorum.. Bu, Allah’ın emridir. İkinci olarak bütün bu mali yapıların hiçbiri kişisel ve nefsanî işlere gitmiyor. Kanunun ve dinin menfaatine harcanıyor. Bazı sahabelerime şahsen bir şeyler vermişsem de, onlar kendi hayatlarını ve
bütün varlıklarını Allah’a ve dine adadıkları içindir.


Üçüncü olarak: Bilin ki, insanlığın en büyük kaybı, iktidar ve sermayenin fazlasının el
değiştirmesi değildir. İnsanlığın en büyük kaybı, sonsuzluk gibi manevi değerleri ve kendi sosyal bütünlüklerini kaybetmesidir.

Nur Suresi'nden Biyoloji Nükteleri

İnsanlık tufûliyet (çocukluk) dönemini geçip soyut değerleri öğrendiği yani Âdem olduğu günden beri varlığı, varoluşu ve hayatı sorgulamaya başlamıştır. İşte bütün insanların kabul ettiği veya edebileceği bu önerme içinde üç temel önerme var:


a) Kâinatta ve varoluşun başlangıç dönemlerinde, başta artı-eksi olmak üzere bütün zıtlıklar iç içedir. Zıtlar göreceli olduğu gibi, iç içe oldukları bu dönemde görecelilikleri daha fazladır.


b) Bir ağaç gibi gelişen varoluştaki bu zıtlar, gittikçe netleşiyor ve birbirleriyle olan ilişkileri giriftleşiyor. Varlık ve hayat adeta sonsuz bir şekilde bilgi işlem içeren bir cihaz gibi oluyor.


c) Bu girift ve gittikçe artan ilişkiler, biyolojik boyuta yükseldikçe sistemin daha güzel ve daha anlamlı olmasına rağmen; anlaşılması daha da zorlaşıyor. Bu yükseliş trendi sosyolojik sahaya çıkınca bilinmezler ve anlaşılmayan olgular daha da artıyor.


Fizikten kimyaya; kimyadan biyolojiye; biyolojiden sosyolojiye, sosyolojiden psikoloji ve derin anlamı ile ontolojiye yükselen bu varoluş sürecine karşı insanlar, Âdemiyet zamanından beri birbirinden çok farklı algı ve yorumlarda bulunmuşlardır.


Bu anlamlı farklılık, hayat ve varoluşun, varlığın her çeşidini içermesinden dolayıdır. Başka bir tabir ile varlığın her yönüyle mükemmel ve saf iyilik olmasındandır. Yani eğer böyle olmasaydı mana ve anlam yönüyle bir kısım yokluklar sistemi geriletirdi. Hâlbuki saf iyilik olan varlık, asla hiçbir kusur kaldırmaz.


Mahiyet ve anlam itibarı ile varlık ve varoluş, insanlık âleminin bütün düşünürleri tarafından bir muamma (çözülmesi çok zor bir mesele) olarak ele alınmıştır. Bu muammanın çözümü konusunda semavi dinler, en başarılı ve en güzel yoruma sahiptirler. Bunların içinde de en güzeli İslam ve Kur’anın okuyuş tarzıdır. Çünkü İslam ve Kur’an zıtları bir görür, onları bütünlük, sonsuzluk ve soyut değerler çerçevesi içinde değerlendirir.


Evet, Kur’an varlığın ve varoluşun özellikle sosyal ve biyolojik boyutun çok güzel bir
okunuşudur. Konusu sosyal ve ailevi âlem olan bu 24. Surenin (Nur Suresi'nin) bir açıdan biyolojik boyuta bakan 35-58. ayetlerini numune bir çalışma olarak tefsir edeceğiz. Bu ayetleri sadece biyolojik boyuta bakan yönüyle tefsir ediyoruz. Çünkü bu ayetler hukuk, ibadet, sosyal, ruhanî ve işarî yönleriyle birçok tefsirde yeteri kadar izah edilmişlerdir. Onun için bu yazıyı sadece; Kur’anda şimdiye kadar görünmeyen veya gösterilemeyen bir boyuta, gerçekliğin aynası olan biyolojik boyuta dikkatleri çekmek için kaleme alıyorum.

Asır Suresi

Kur’an ve vahiy, biyolojik hayat gibi Allah’ın kelamı ve sözüdür (kelimesidir.) Ondan, yani Onun sonsuz sisteminden süzülmüş bir ruh ve esintidir. Bu kuru, maddi ve gürültülü dünyada nimetin, güzelliğin, gerçekliğin varlığını gösteren ve sonsuz bir bilinç ifade eden bir cennet gibidir. Evet, hayat, maddesi ve şekli itibarı ile birkaç kimyevî formüldür. Yani adeta sonsuz bilinç içeren ve DNA denilen somutlaşmış kimyevî bir yazılımdan oluşuyor. Bir buçuk milyon türün hepsinin aslı ve şimdiki varlıklarının temel taşı bu DNA sahibi hücredir. Fakat hayat, bu şekil basitliği ile beraber; sonsuz ürünler, sonsuz nimetler ve sonsuz manalar ifade eden somut bir vahiydir. İşte aynen bunun gibi vahiy metinleri de kısalıkları ile beraber, adeta sonsuz bir bilgi ve bilinç ifade ediyorlar. Eğer o kısa metinlerin DNA’sı gibi olan harflerinin dizaynının ve sayısal değerlerinin mucizeliklerini inkâr etmezsek! İmam Şafii’nin “Kur’andan sadece Asır suresi inseydi, yine yeterdi.” sözünün manası da, bu mucizevî yapı demektir. Yoksa Kur’anın geri kalan kısmına ihtiyaç yoktur, demek değildir.


Biz bu deryanın sahilinde önce surenin kısa bir krokisi olabilecek şekli mealini vereceğiz. Sonra içindeki 5 temel anahtar kavramı açıklayacağız. Daha sonra işarî mana denilebilecek sayısal bazı sırları deşifre edeceğiz. İşte:


“Asra, and olsun! Ki insanlık büyük bir hüsrandadır. İman ve amel ile bilinenler, tanınanlar hariç. Ayrıca hak, hukuk ve sabır gibi değerleri birbirlerine tavsiye edip o değerlerin yerleşmesine çalışanlar hariç.” (Kur’an, 103; ayet 1-3)


Bu surenin numarası 103’tür. Ayetleri de Besmele ile beraber 4’tür. Yani 1+3’tür. Çünkü
Besmele müstakil bir ayet sayılıyor. Bu sayı ise, bize birlik ve sonsuzluk kavramı yanında çokluk ve kesret dünyasını çağrıştırıyor. Sure bu işaretiyle demek istiyor ki; eğer insan, zamanı, asrını ve çağını değerlendirmezse, soyut olan zamandaki gerçekleri ve soyut manaları görmezse en büyük zarara girmiş olur.

Hadid Suresi: 57. Sure 29 Ayettir

İslam Dininin Mucizeliği ve Uhreviliği


Bu sureye bu ismin verilmesinin zahiri sebebi, 25. ayetinde demirin Allah tarafından özel bir kasıt ile indirilmesinden yani ikram edilmesinden söz ediliyor olmasıdır.


Bu ayette Allah’ın peygamberlerle insanlığa ikramı olan hukuk ve bilgi indirmesinden de bahis var. Fakat bu ikinci nokta sureye isim olmamıştır. Çünkü eğer demir yani medeniyet, toplum ve aile hayatı olmasa, bilgi ve hukuk tek başına iş görmüyor.


Surenin yirmi dokuz ayetinin birbiriyle olan bağlarını iyi anlamak için surenin ana maksadını kopmaz bir şerit olarak görmek gerekir. O şerit de şudur:

 

* İnsan varlığın ve hayatın anlamsız ve abes olmadığını bilmesi gerekir. Yani ilmen ve fiilen hakikatin şahidi olması gerekir.


* Bunun için de iki esaret kaydından kurtulması gerekir.


a) Maddi varlıkların ve hayatın insana dayattığı bilinmezlik karanlıklarının esaretinden..
 

b) Nefis bencilliğinin ve dünyeviliğin insanı aşağıya çekerek; ona esaretlerin en kötüsünü yaşatmasından..

Haşir Suresi'nin Tefsiri

İslam Nedir? Ne Yaptı? Ne Yapmak İstiyor?


Bu üç soruyu bir surenin tefsiri çerçevesinde cevaplamaya çalışacağız. Sure çerçevesi diyorum. Çünkü Kur’anın birçok suresinin ana konusu İslam Dini Nedir, sorusunu cevaplamaktır. Bunlar içinde ikisi çok açıktır. 2. sırada olan Bakara ve 61. sırada olan Saff sureleri.. Bu iki sureyi birçok makalemde ve Kur’anın Evrenselliği isimli tefsirimde gücüm nisbetinde tefsir etmişim.


Burada bu üç soruyu yine 59. sure olan Haşir Suresi çerçevesinde cevaplayacağız. Bu tesbit ile beraber; Bediüzzaman’ın, Kur’anın dört ana konusu var: Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve (İslam yani barıştırmak ve dengelemek demek olan) Adalet.. Her bir surede biri önde ve birinci konu olur; diğerleri 2., 3. ve 4. sırada kalır, mealindeki tesbitini hatırlatmakta fayda var.


İşte 59. sırada olan Haşir Suresi'nde birinci maksad ve konu adalettir. Adalet, dengelemek demektir. Alacaklı ile verecekliyi, zalim ile mazlumu, haklı ile haksızı dengelediği için mahkeme sistemine de adalet denilir. Kısaca olumlu manada ihkak-ı hak (hakkın yerine getirilmesi) ile ifade edilir.


Evet, İslam zıtların barıştırılması ve dengelenmesi demektir. Aşırı uçları orta yolda dengelemek demektir. Varlığa, hayata ve topluma bahar mevsimini getirmek demektir. Hulasa: İslam zıtları ortadan kaldırmak demek olmadığı gibi; diğer semavî dinleri de kaldırmaya gelmemiştir. Onları dengelemeye gelmiştir.


Bu satırları yazarken gayem siyaset yapmak değildir. Gayem konumuz ile ilgili olan bu 59. surenin mucizevî dizaynını göstermektir. İnsanlığa sükûnet ve huzur getirmektir. Maalesef günlük siyaset, hem bu huzur ve sükûneti gidermiş; hem yüce mucizevî değerlerin görünmesine ve yaşanmasına engel olmuş; hem Kur’anın sağlıklı anlaşılmasının önünü tıkamıştır. Her ne ise bir an önce surenin tefsirine geçelim de bir nefes almaya çalışalım.

bahaeddin sağlam

Konuşma daveti ve medya başvuruları için, lütfen iletişime geçiniz

+90 533 163 09 12

İstanbul | Türkiye

© 2026  Tüm hakları saklıdır.

  • Bahaeddin Saglam YouTube
  • Spotify
  • Bahaeddin Saglam SoundCloud
  • Bahaeddin Saglam LinkedIn
  • Bahaeddin Saglam Twitter
  • Bahaeddin Saglam Facebook
bottom of page